Ara
Invalid
01
güçsüz
a person who is too ill or disabled to care for themselves or participate in normal activities
Örnekler
As an invalid, he needed assistance with even the simplest tasks like eating and bathing.
Bir sakat olarak, yemek yeme ve banyo yapma gibi en basit görevlerde bile yardıma ihtiyacı vardı.
to invalid
01
sakatlamak, çalışamaz hale getirmek
to injure or disable someone, making them incapable of functioning or taking care of themselves
Örnekler
The disease invalided him early in life, forcing him into constant care.
Hastalık onu hayatının erken dönemlerinde sakat bıraktı, sürekli bakıma mecbur etti.
02
geçersiz kılmak, reforme etmek
to discharge or excuse someone from a position or role because they are no longer physically capable due to an illness or injury
Örnekler
The soldier was invalided after a concussion, unable to continue his training.
Asker, bir sarsıntı sonrası malul edildi ve eğitimine devam edemedi.
invalid
Örnekler
The passport was declared invalid after it was reported lost.
Pasaport kayıp olarak bildirildikten sonra geçersiz ilan edildi.
02
geçersiz
logically flawed or unsupported by evidence
Örnekler
Her argument was invalid, relying on assumptions rather than facts.
Onun argümanı geçersizdi, gerçekler yerine varsayımlara dayanıyordu.
03
sakat, engelli
(of a person) sick or disabled and unable to do normal activities
Örnekler
The invalid man spent most of his time in a hospital bed, unable to move on his own.
Sakat adam, zamanının çoğunu kendi başına hareket edemeyerek bir hastane yatağında geçirdi.
Leksikal Ağaç
invalidism
invalid



























