Ara
to evoke
01
hissettirmek
to call forth or elicit emotions, feelings, or responses, often in a powerful or vivid manner
Transitive: to evoke an emotion or emotional reaction
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
evoke
3. tekil kişi
evokes
şimdiki zaman ortacı
evoking
basit geçmiş zaman
evoked
geçmiş zaman ortacı
evoked
Örnekler
The painting was carefully crafted to evoke a sense of nostalgia, reminding viewers of their childhood.
Tablo, izleyicilere çocukluklarını hatırlatan bir nostalji duygusu uyandırmak için özenle hazırlandı.
02
aklına getirmek
to cause someone to recall a memory, feeling, etc.
Transitive: to evoke a memory or sensation
Örnekler
The old song playing on the radio never failed to evoke memories of their first dance.
Radyoda çalan eski şarkı, ilk danslarının anılarını canlandırmaktan asla vazgeçmedi.
03
çıkarmak, anlam çıkarmak
to infer, derive, or interpret a principle, meaning, or conclusion from evidence or context
Örnekler
Scholars evoked the rule from patterns in the texts.
Âlimler, metinlerdeki kalıplardan kuralı çağrıştırdılar.
04
çağırmak, anmak
to summon or call upon a spirit, deity, or supernatural presence, often through ritual or prayer
Transitive: to evoke a spirit or deity
Örnekler
The priest conducted a sacred ceremony to evoke the spirits of the ancestors and seek their guidance.
Rahip, ataların ruhlarını çağırmak ve onların rehberliğini aramak için kutsal bir tören düzenledi.
Leksikal Ağaç
evoked
evoke



























