sparkling
spar
ˈspɑr
spar
k
ke
ling
lɪng
ling
British pronunciation
/ˈspɑːklɪŋ/

"sparkling"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

sparkling
01

parıldayan, ışıldayan

shining brightly with flashes of light
sparkling definition and meaning
example
Örnekler
The sparkling dewdrops on the grass glistened in the morning sunlight.
Çimlerin üzerindeki parıldayan çiy damlaları sabah güneşinde parlıyordu.
02

köpüklü

(of drinks) containing bubbles or carbonation
sparkling definition and meaning
example
Örnekler
They chose a bottle of sparkling rosé for the outdoor brunch, adding a touch of elegance to the gathering.
Açık havada brunch için bir şişe köpüklü rosé şarap seçtiler, buluşmaya bir zarafet dokunuşu eklediler.
example
Örnekler
The conversation was sparkling, filled with witty banter and engaging stories.
Konuşma parıltılıydı, nükteli şakalar ve ilgi çekici hikayelerle doluydu.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store