livid
li
ˈlɪ
li
vid
vɪd
vid
lipid

"livid"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

livid
01

çok öfkeli

extremely angry, furious, or emotionally agitated 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most livid
karşılaştırma derecesi
more livid
derecelendirilebilir
Örnekler
She was livid when she found out someone had scratched her car in the parking lot. 

Park yerinde birinin arabasını çizdiğini öğrendiğinde çok öfkeliydi.

02

soluk, beyaz

pale in appearance, often due to intense emotion or illness 
Örnekler
Her face went livid when she heard the shocking news. 

Şok edici haberi duyduğunda yüzü soldu.

03

ölü gibi soluk, ölüm rengi

emitting a cold, ghastly glow suggestive of death or lifelessness 
Örnekler
A livid glow seeped through the cracks in the tomb. 

Mezardaki çatlaklardan ölü gibi bir parıltı sızıyordu.

04

morarmış, çürük rengi

marked by purplish discoloration caused by blood trapped beneath the surface 
Örnekler
His arm was livid after the fall. 

Düşüşten sonra kolu morarmıştı.

05

grimsi mavi, mosmor

displaying a dull bluish‑gray hue of medium intensity 
Örnekler
The livid sky threatened rain. 

Morarmış gökyüzü yağmur tehdidi savuruyordu.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store