Ara
livid
01
çok öfkeli
extremely angry, furious, or emotionally agitated
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most livid
karşılaştırma derecesi
more livid
derecelendirilebilir
Örnekler
She was livid when she found out someone had scratched her car in the parking lot.
Park yerinde birinin arabasını çizdiğini öğrendiğinde çok öfkeliydi.
Örnekler
Her face went livid when she heard the shocking news.
Şok edici haberi duyduğunda yüzü soldu.
03
ölü gibi soluk, ölüm rengi
emitting a cold, ghastly glow suggestive of death or lifelessness
Örnekler
A livid glow seeped through the cracks in the tomb.
Mezardaki çatlaklardan ölü gibi bir parıltı sızıyordu.
04
morarmış, çürük rengi
marked by purplish discoloration caused by blood trapped beneath the surface
Örnekler
His arm was livid after the fall.
Düşüşten sonra kolu morarmıştı.
05
grimsi mavi, mosmor
displaying a dull bluish‑gray hue of medium intensity
Örnekler
The livid sky threatened rain.
Morarmış gökyüzü yağmur tehdidi savuruyordu.
Leksikal Ağaç
lividly
lividness
livid



























