Ara
to lame
01
sakatlamak, topal etmek
to cause someone to lose the use of a limb, particularly a leg
Transitive: to lame sb
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
lame
3. tekil kişi
lames
şimdiki zaman ortacı
laming
basit geçmiş zaman
lamed
geçmiş zaman ortacı
lamed
Örnekler
The accident threatened to lame him, leaving him with a permanent disability.
Kaza onu topal bırakma tehdidiyle karşı karşıya bıraktı ve kalıcı bir sakatlıkla baş başa kaldı.
lame
01
topal, aksak
having difficulty walking or moving due to disability in the feet or legs
Örnekler
The lame dog struggled to walk due to a leg injury.
Topal köpek, bacak yaralanması nedeniyle yürümekte zorlandı.
02
zayıf, ikna edici olmayan
weak, unconvincing, or not exciting
gayriresmî
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
lamest
karşılaştırma derecesi
lamer
derecelendirilebilir
Örnekler
His lame excuse for being late didn't fool anyone at the meeting.
Toplantıda geç kaldığı için verdiği zayıf mazeret kimseyi kandırmadı.
Lame
01
anlamayan biri, cahil
someone who doesn't understand what is going on
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
lames
Lame
01
lame, metalik kumaş
a fabric that is typically made with metallic threads, giving it a shiny or glittering appearance, often used for eveningwear or festive attire
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
lames



























