embêter
01
rahatsız etmek, canını sıkmak
déranger ou gêner quelqu'un, rendre la situation désagréable
Örnekler
Ces formalités administratives m' embêtent.
Bu idari işlemler beni rahatsız ediyor.
02
rahatsız etmek
causer de l'ennui ou de l'agacement à quelqu'un
Örnekler
Il embête ses collègues avec ses commentaires.
Rahatsız eder meslektaşlarını yorumlarıyla.
03
sıkılmak, canı sıkılmak
se sentir ennuyé ou dérangé par quelque chose
Örnekler
Il s' embête à attendre son ami.
Arkadaşını beklerken sıkılıyor.



























