Ara
balancer
01
sallamak, sallanmak
faire bouger régulièrement d'avant en arrière ou de côté
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
balance
1. çoğul kişi
balançons
gelecek zamanda 1. kişi
balancerai
geçmiş zaman ortacı
balancé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
balancions
Örnekler
Ne balance pas ta tasse, tu vas renverser le café !
02
kurtulmak, atmak
se débarrasser de quelque chose ou quelqu'un de manière abrupte
Örnekler
On a balancé les meubles cassés.
Kırık mobilyaları attık.
03
tereddüt etmek
hésiter entre deux options, être incertain dans sa décision
Örnekler
Son opinion balance selon les arguments entendus.
Görüşü, duyduğu argümanlara göre dalgalanır.
04
sallanmak, salıncakta sallanmak
se mouvoir en avant et en arrière ou latéralement comme une balançoire
Örnekler
Les branches de l' arbre se balancent avec le vent.
Ağacın dalları rüzgarla sallanıyor.
05
dengelemek, dengede tutmak
maintenir ou rétablir l'équilibre de quelque chose
Örnekler
Le chat se balance sur le mur étroit.
Kedi dar duvarın üzerinde kendini dengeler.



























