balancer
balancer
balɑ̃se
balaase
balafrerbalancier

"balancer"kelimesinin Fransızca tanımı ve anlamı

balancer
01

sallamak, sallanmak

faire bouger régulièrement d'avant en arrière ou de côté 
balancer definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
balance
1. çoğul kişi
balançons
gelecek zamanda 1. kişi
balancerai
geçmiş zaman ortacı
balancé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
balancions
Örnekler
Elle balance le bébé dans ses bras. 
02

kurtulmak, atmak

se débarrasser de quelque chose ou quelqu'un de manière abrupte 
balancer definition and meaning
Örnekler
Il a balancé ses vieux vêtements. 

Eski kıyafetlerinden kurtuldu.

03

tereddüt etmek

hésiter entre deux options, être incertain dans sa décision 
balancer definition and meaning
Örnekler
Il balance entre accepter ou refuser l'offre. 

Kararsız kalıyor teklifi kabul etmek veya reddetmek arasında.

04

sallanmak, salıncakta sallanmak

se mouvoir en avant et en arrière ou latéralement comme une balançoire 
balancer definition and meaning
Örnekler
L'enfant se balance sur la balançoire dans le parc. 

Çocuk parktaki salıncakta sallanıyor.

05

dengelemek, dengede tutmak

maintenir ou rétablir l'équilibre de quelque chose 
Örnekler
Il balance son corps pour ne pas tomber. 

Düşmemek için vücudunu dengelemektedir.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store