émerveillerénergie
émerveillerénergie
émerveiller[v]

hayran bırakmak,şaşırtmak

émetteur[n][adj]
émettre[v]

yayınlamak,iletmek

émeu[n]

emu,Avustralya devekuşu

émeute[n]
émigration[n]

göç

émigré[n]
émincer[v]
émission[n]

program,yayın

emmêler[v]
emménager[v]

taşınmak,yerleşmek

emmener[v]

götürmek,götürmek (birini yanında)

émotif[adj]

duygusal,hassas

émotion[n]

duygu,heyecan

émouvant[adj]

dokunaklı,duygulandırıcı

emparer[v]
empêchement[n]
empêcher[v]

engellemek,önlemek

empereur[n]

imparator,imparatorluk hükümdarı

empire[n]

imparatorluk,saltanat

empirer[v]

kötüleşmek,ağırlaşmak

emplacement[n]
emploi[n]

kullanım,uygulama

emploi du temps[n]

program,zaman çizelgesi

employé[n]

çalışan,işçi

employer[v]
employeur[n]

işveren,patron

emporté[adj]

öfkeli,sinirli

emporter[v]

götürmek,yanına almak

empreinte[n]

iz,damga

empressé[adj]
emprise[n]
emprisonner[v]

hapsetmek,tutuklamak

emprunt[n]

kredi,borç

emprunter[v]

ödünç almak

ému[adj]

duygulanmış,etkilenmiş

émulation[n]
en[prep][pron]
en avance[phrase]
en avoir assez de[phrase]
en avoir marre[phrase]
en avoir par-dessus la tête[phrase]
en avoir ras-le-bol[phrase]
en baisse[phrase]
en couleur[phrase]
en coulisses[phrase]
en danger[adj]

tehlikede,tehdit altında

en désordre[phrase]
en deux mots[phrase]
en diagonale[adv]

yüzeysel olarak,üstünkörü

en direct[phrase]
en donner à coeur joie[phrase]
en entier[phrase]
en espèce[phrase]
en face de[phrase]
en fin de compte[phrase]
en forme[adj]

formda,iyi durumda

en hausse[phrase]
en jeu[adj]

risk altında,tehlikede

en ligne[adv]

çevrimiçi,çevrimiçi

en long et en large[adj]

ayrıntılı olarak,enine boyuna

en noir et blanc[phrase]
en or[adj]

altın değerinde,altın gibi

en partie[adv]

kısmen,kısmi olarak

en plus de[prep]
en retard[phrase]
en revanche[phrase]
en tête[phrase]
en tout cas[adv]

her durumda,ne olursa olsun

en vente libre[phrase]
en vouloir à quelqu'un[phrase]
en-tête[n]
encadrant[n]
encadrement[n]
encadrer[v]
encaisser[v]

kasaya koymak,kasa işlemi yapmak

enceinte[adj][n]

hamile,gebe • sur,çevre

enchaînement[n]

dizi,sıralama

enchanté[adj]

memnun,hoşnut

enchanter[v]

büyülemek,hayran bırakmak

enchevêtrement[n]
enclencher[v]
enclos[n]

ağıl,çit

encombrant[adj]

hantal,engelleyici

encombrement[n]
encore[adv]

hâlâ,daha

encourager[v]

cesaretlendirmek,teşvik etmek

encre[n]

mürekkep,yazı mürekkebi

encyclopédie[n]

ansiklopedi,bilgi kitabı

endémique[adj]
endetté[adj]

borçlu,borçlanmış

endetter[v]

borçlandırmak,borca sokmak

endive[n]

hindiba,Belçika hindibası

endommagé[adj]

hasarlı,zarar görmüş

endormir[v]

uykuya dalmak,uyuyakalmak

endroit[n]

yer,mekan

enduire[v]

kaplamak,sıvamak

endurance[n]

dayanıklılık,direnç

endurant[adj]

dayanıklı,sağlam

énergie[n]

enerji,güç

LanGeek
Uygulamayı İndir