exactitudeeyeliner
/ 7
exactitudeeyeliner
exactitude[n]
exagération[n]

abartı,mübalağa

exagérer[v]

abartmak,şişirmek

exaltation[n]
examen[n]

sınav,imtihan

examiner[v]

incelemek,analiz etmek

exaspérant[adj]

sinir bozucu,rahatsız edici

excavation[n]
excédent[n]

fazlalık,artık

excédentaire[adj]

fazlalıklı,artıklı

excellent[adj]

mükemmel,harika

excentrique[adj]

merkezden uzak,eksantrik

exceptionnel[adj]

olağanüstü,müstesna

exceptionnellement[adv]
excès[n]
excessif[adj]

aşırı,fazla

excitation[n]

heyecan,coşku

excité[adj]

heyecanlı,coşkulu

exclu[adj][n]

hariç tutulan,dışlanmış • dışlanmış,toplumdan dışlanan

exclure[v]

dışlamak,hariç tutmak

exclusif[adj]

özel,münhasır

exclusion[n]

dışlama,hariç tutma

exclusivement[adv]
exclusivité[n]

özel hak,münhasırlık

excommunication[n]
excursion[n]

gezi,gezinti

excuser[v]

özür dilemek,affını istemek

exécrable[adj]
exécuter[v]

idam etmek

exécutif[n][adj]

yürütücü

exemplaire[n]

nüsha,kopya

exercer[v]

eğitmek,antrenman yaptırmak

exercice[n]

egzersiz,fiziksel aktivite

exfolier[v]

eksfolye etmek,ölü deriyi temizlemek

exhorter[v]
exigeant[adj]

titiz,talepkar

exigence[n]
exiger[v]

gerektirmek,talep etmek

exigu[adj]

dar,küçük

exilé[n]

sürgün,gurbetçi

existence[n]

varoluş,varlık

exister[v]

var olmak

exode[n]
exonérer[v]
exorbitant[adj]

fahiş,aşırı pahalı

exotic shorthair[n]

egzotik kısa tüylü kedi,egzotik kısa tüylü

exotique[adj]
expatrié[adj][n]

yurtdışında yaşayan,gurbetçi • yurt dışında yaşayan,gurbetçi

expatrier[v]
expéditeur[n]

gönderen,gönderici

expédition[n]
expérience[n]

deney,deneme

expérimental[adj]

deneysel,pratik

expérimentation[n]
expérimenté[adj]

deneyimli,tecrübeli

expert[n][adj]
expiration[n]
expirer[v]

nefes vermek,soluk vermek

explication[n]

açıklama,izah

explicite[adj]

açık,belirgin

expliquer[v]

açıklamak

exploit[n]

başarı,kahramanlık

exploitation[n]
exploiter[v]

çıkarmak,işletmek

explorateur[n]
exploration[n]
explorer[v]

keşfetmek

exportation[n]

ihracat,dış satım

exporter[v]

ihraç etmek,dışarıya satmak

exposé[n][adj]

ifşa yazısı,açığa çıkarma • sergilenen,maruz kalan

exposer[v]

sergilemek,göstermek

exposition[n]

sergi,teşhir

exprès[adv][adj]

kasten,bilerek • açık,belirgin

expressif[adj]

ifadeli,anlamlı

expression[n]

ifade,deyim

expressionnisme[n]

ekspresyonizm,dışavurumculuk

exprimer[v]

ifade etmek,anlatmak

extasier[v]
extérieur[n][adj]

dış,dış cephe • dış,harici

extérioriser[v]

dışa vurmak,ifade etmek

extincteur[n][adj]

yangın söndürücü,söndürücü • söndürücü,yangın söndürücü

extinction[n]
extraction[n]
extrait[n]

alıntı

extraordinaire[adj]

olağanüstü,sıra dışı

extravagant[adj]

abartılı,savurgan

extrême[adj][n]

aşırı,uç • uç,aşırılık

extrêmement[adv]

son derece,aşırı derecede

exulter[v]
eye-liner[n]

göz kalemi,eyeliner

eyeliner[n]

göz kalemi,eyeliner

LanGeek
Uygulamayı İndir