Ara
inevitable
Örnekler
The breakup was an inevitable consequence of their constant disagreements.
Ayrılık, sürekli anlaşmazlıklarının kaçınılmaz bir sonucuydu.
1.1
kaçınılmaz, önlenemez
bound to happen in a way that is impossible to avoid
Örnekler
The team 's victory was inevitable given their strong performance.
Takımın güçlü performansı göz önüne alındığında zaferleri kaçınılmazdı.
Inevitable
01
kaçınılmaz olan, önlenemez olan
an event or outcome that is certain to happen and cannot be avoided
Örnekler
After months of tension, their breakup felt like the inevitable.
Aylarca süren gerginliğin ardından, ayrılıkları kaçınılmaz gibi hissettirdi.
Leksikal Ağaç
inevitability
inevitableness
inevitably
inevitable
evitable



























