Ara
improbable
01
olasılıksız, düşük olasılıklı
having a low chance of occurring
Örnekler
Finding a four-leaf clover in the field is improbable, but not impossible.
Tarlada dört yapraklı bir yonca bulmak olasılık dışı, ama imkansız değil.
02
olasılıksız, inanılmaz
having such a low likelihood that it is difficult to believe
Örnekler
The story he told about meeting a celebrity in a coffee shop seemed improbable, yet he swore it was true.
Bir kafede bir ünlüyle tanıştığına dair anlattığı hikaye imkansız görünüyordu, ancak doğru olduğuna yemin etti.
03
inanılmaz, imkansız
too improbable to admit of belief
Leksikal Ağaç
improbableness
improbable
probable



























