Ara
foggy
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
foggiest
karşılaştırma derecesi
foggier
derecelendirilebilir
Örnekler
She loves to take pictures on foggy days.
O, sisli günlerde fotoğraf çekmeyi sever.
02
kafası karışık, bulanık
(of a person) confused or mentally unclear
Örnekler
She felt foggy after waking up early and couldn’t focus on her work.
Erken uyandıktan sonra kendini bulanık hissetti ve işine odaklanamadı.
03
puslu, belirsiz
lacking clear remembrance or distinct details
Örnekler
The events of that distant summer are foggy in my memory.
O uzak yazın olayları hafızamda puslu.



























