Ara
to dawdle
01
oyalanmak, aylaklık etmek
to waste time when one should be acting with purpose
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
dawdle
3. tekil kişi
dawdles
şimdiki zaman ortacı
dawdling
basit geçmiş zaman
dawdled
geçmiş zaman ortacı
dawdled
Örnekler
They dawdled at the café instead of heading to the meeting.
Onlar toplantıya gitmek yerine kafede oyalanıyorlardı.
02
oyalanmak, ağırdan almak
to walk slowly and without energy
Örnekler
They dawdled across the park, enjoying the breeze.
Onlar, esintinin tadını çıkararak parkın içinde ağırdan aldılar.
03
oyalanmak, vakit öldürmek
to waste time on something in a slow, ineffective, or unproductive way
Örnekler
I dawdled my energy on a project that went nowhere.
Hiçbir yere varmayan bir projede enerjimi boşa harcadım.
Leksikal Ağaç
dawdler
dawdling
dawdle



























