Ara
concomitant
01
eşlik eden
simultaneously occurring with something else as it is either related to it or an outcome of it
Örnekler
The growth of urban areas has been accompanied by concomitant environmental challenges.
Kentsel alanların büyümesi, eşzamanlı çevresel zorluklarla birlikte gerçekleşmiştir.
Concomitant
01
eşlik eden durum, eşzamanlı sonuç
a condition or event that occurs simultaneously with or in connection to another
Örnekler
Economic instability is often a concomitant of political unrest.
Ekonomik istikrarsızlık, genellikle siyasi huzursuzluğun bir eşlikçisidir.
Leksikal Ağaç
concomitantly
concomitant
concomit



























