concomitant
Pronunciation
/ˌkɑnˈkɑmətənt/, /ˌkɑnkəˈmɪtənt/

"concomitant"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

concomitant
01

eşlik eden

simultaneously occurring with something else as it is either related to it or an outcome of it
concomitant definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
ilişkisel
derecelendirilemez
Örnekler
The growth of urban areas has been accompanied by concomitant environmental challenges.
Kentsel alanların büyümesi, eşzamanlı çevresel zorluklarla birlikte gerçekleşmiştir.
Concomitant
01

eşlik eden durum, eşzamanlı sonuç

a condition or event that occurs simultaneously with or in connection to another
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
concomitants
Örnekler
Economic instability is often a concomitant of political unrest.
Ekonomik istikrarsızlık, genellikle siyasi huzursuzluğun bir eşlikçisidir.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store