Ara
to clobber
01
ezici bir şekilde yenmek, darmadağın etmek
to decisively and thoroughly beat the opponent in a competition or fight
Transitive: to clobber an opponent
Örnekler
With a groundbreaking product, the company sought to clobber competitors in the market.
Çığır açan bir ürünle, şirket pazardaki rakiplerini ezmek istedi.
02
dövmek, pataklamak
to hit someone or something with great force
Transitive: to clobber sb/sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
clobber
3. tekil kişi
clobbers
şimdiki zaman ortacı
clobbering
basit geçmiş zaman
clobbered
geçmiş zaman ortacı
clobbered
Örnekler
She clobbered the door with a hammer, trying to break it down.
O kapıyı kırmaya çalışırken bir çekiçle vurdu.
Clobber
01
eşya, mülk
informal terms for personal possessions
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz



























