campaign
cam
kæm
kām
paign
ˈpeɪn
pein
distraininhumanerestrainunstrain

"campaign"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Campaign
01

av seferi, av kampanyası

a hunting expedition, typically involving an overland journey (especially in Africa) 
campaign definition and meaning
Örnekler
The wealthy explorer funded a campaign to hunt big game in the Serengeti. 

Zengin kaşif, Serengeti'de büyük av hayvanlarını avlamak için bir kampanya finanse etti.

02

kampanya

a series of organized activities that are intended to achieve a particular goal 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
campaigns
Örnekler
The presidential campaign included rallies, debates, and advertising across the country. 

Başkanlık kampanyası, ülke genelinde mitingler, tartışmalar ve reklamlar içeriyordu.

03

siyasi kampanya

a set of actions organized in order to serve a political purpose 
Örnekler
The presidential campaign included speeches in all 50 states. 

Başkanlık kampanyası, 50 eyalette konuşmalar içeriyordu.

04

harekat

a series of operations carried out to achieve a certain military objective 
Örnekler
The military campaign lasted for several months, aiming to secure the region. 

Askeri kampanya birkaç ay sürdü ve bölgeyi güvence altına almayı hedefledi.

05

kampanya

a series of connected missions, quests, or adventures designed to form a cohesive narrative or storyline for players to experience and progress through 
Örnekler
The game's campaign takes players through a thrilling war against alien invaders. 

Oyunun kampanyası, oyuncuları uzaylı istilacılara karşı heyecan verici bir savaşa götürür.

to campaign
01

mücadele vermek

to promote or advertise something, typically in a sustained and organized way 
to campaign definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
campaign
3. tekil kişi
campaigns
şimdiki zaman ortacı
campaigning
basit geçmiş zaman
campaigned
geçmiş zaman ortacı
campaigned
Örnekler
The company decided to campaign its new product through various marketing channels. 

Şirket, yeni ürününü çeşitli pazarlama kanalları aracılığıyla tanıtmaya karar verdi.

02

mücadele vermek

to actively support or promote a particular cause, idea, or belief, often through organized efforts, advocacy, or public engagement 
Intransitive: to campaign for a cause
Örnekler
She campaigns tirelessly for environmental conservation initiatives. 

O, çevre koruma girişimleri için yorulmadan kampanya yürütür.

03

savaşmak

to undertake organized military actions or operations, often as part of a larger strategic effort 
Intransitive
Örnekler
The soldiers campaign in the mountainous region, pushing back enemy forces. 

Askerler, dağlık bölgede sefer düzenleyerek düşman kuvvetlerini geri püskürtüyor.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store