Ara
to fade in
01
yavaşça belirmek, açılış geçişi
to improve and increase the clarity of an image or movie
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
in
temel fiil
fade
şimdiki zaman
fade in
3. tekil kişi
fades in
şimdiki zaman ortacı
fading in
basit geçmiş zaman
faded in
geçmiş zaman ortacı
faded in
Örnekler
The graphic designer suggested fading in the company logo at the beginning of the video to make a subtle and professional impact.
Grafik tasarımcı, şirket logosunun videonun başında yavaşça belirmesini önererek ince ve profesyonel bir etki yaratmayı amaçladı.
02
yavaş yavaş belirmek, açılmak
(of a picture or movie) to become gradually brighter so that one can see it clearly
Örnekler
As the lights in the theater dimmed, the opening scene of the play began to fade in.
Tiyatrodaki ışıklar karardıkça, oyunun açılış sahnesi yavaş yavaş belirmeye başladı.
03
yavaşça belirmek, yavaşça duyulmaya başlamak
(of a sound) to become gradually louder so that one can hear it clearly
Örnekler
As the audiobook chapter commenced, the narrator's voice didn't start abruptly; it faded in, easing the listener into the story.
Sesli kitap bölümü başladığında, anlatıcının sesi aniden başlamadı; yavaşça yükseldi, dinleyiciyi hikayeye yavaşça soktu.
04
yavaş yavaş artırmak, kademeli olarak eklemek
to improve and increase the quality of a song or sound
Örnekler
The producer decided to fade in the sound of crashing waves in the film's opening sequence to create a serene and immersive experience.
Yapımcı, huzurlu ve sürükleyici bir deneyim yaratmak için filmin açılış sekansında çarpan dalgaların sesini yavaşça artırmaya karar verdi.



























