Ara
to wince
01
çekinmek
to show a facial expression that signifies shame or pain
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
wince
3. tekil kişi
winces
şimdiki zaman ortacı
wincing
basit geçmiş zaman
winced
geçmiş zaman ortacı
winced
Örnekler
The actor winced as the director criticized his performance in front of the entire cast.
Aktör, yönetmen performansını tüm oyuncuların önünde eleştirirken yüzünü buruşturdu.
Wince
01
çekinme
a brief facial expression that reveals sudden pain, embarrassment, or discomfort
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
winces
Örnekler
His wince was barely noticeable, but she caught it.
Onun yüz buruşturması zar zor fark edilebilirdi, ama o onu yakaladı.
02
yüz buruşturma, irkilme
an automatic physical reaction to sudden pain, often involving a slight flinch or tightening of the muscles
Örnekler
She could n't help a wince when the needle pierced her skin.
İğne derisini deldiğinde bir irkilme yapmaktan kendini alamadı.



























