Ara
well-worn
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most well-worn
karşılaştırma derecesi
more well-worn
derecelendirilebilir
Örnekler
He gave the same well-worn excuse for being late, and no one believed him anymore.
Geç kaldığı için aynı klişe mazereti verdi ve artık kimse ona inanmıyordu.
02
eskimiş, yıpranmış
aged or worn out as a result of frequent use or wear
Örnekler
His well-worn jacket had frayed cuffs and faded fabric from years of use.
Yıllarca kullanımdan dolayı yıpranmış ceketinin uçları sarkmış ve kumaşı solmuştu.



























