upsetting
up
əp
ep
se
ˈsɛ
se
tting
tɪng
ting
/ʌpsˈɛtɪŋ/

"upsetting"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

upsetting
01

üzüntü verici

causing sadness, anger, or concern
upsetting definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
şimdiki ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
most upsetting
karşılaştırma derecesi
more upsetting
derecelendirilebilir
Örnekler
The upsetting sight of litter strewn across the beach saddened environmental activists.
Sahile dağılmış çöplerin üzücü manzarası çevre aktivistlerini üzdü.
Upsetting
01

devirme, altüst etme

the act of overturning or disturbing something, often resulting in damage
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
upsettings
Örnekler
The upsetting of furniture in the room made it look chaotic.
Odanın mobilyalarının devrilmesi, kaotik görünmesine neden oldu.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store