Ara
to beleaguer
01
rahatsız etmek, taciz etmek
to trouble or harass someone repeatedly over time
Transitive: to beleaguer sb
Örnekler
Teachers were beleaguered by constant administrative demands.
Öğretmenler, sürekli idari taleplerle bunaltılıyordu.
02
kuşatmak, muhasara etmek
to surround a place or person with armed forces to compel surrender
Transitive: to beleaguer a place
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
beleaguer
3. tekil kişi
beleaguers
şimdiki zaman ortacı
beleaguering
basit geçmiş zaman
beleaguered
geçmiş zaman ortacı
beleaguered
Örnekler
Historical accounts describe how the castle was beleaguered until supplies ran out.
Tarihi kayıtlar, kalenin ikmal malzemeleri tükenene kadar kuşatıldığını anlatır.
Leksikal Ağaç
beleaguering
beleaguer



























