Ara
to shatter
01
param parça olmak
to break suddenly into several pieces
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
shatter
3. tekil kişi
shatters
şimdiki zaman ortacı
shattering
basit geçmiş zaman
shattered
geçmiş zaman ortacı
shattered
Örnekler
If you drop it, the glass will shatter.
Eğer onu düşürürsen, cam paramparça olacak.
02
kırmak, paramparça etmek
to break or smash something into small pieces
Transitive: to shatter a breakable object
Örnekler
The impact of the collision shattered the windshield of the car.
Çarpışmanın etkisi, arabanın ön camını parçaladı.
03
paramparça etmek, yıkmak
to severely disrupt or destroy something abstract
Transitive: to shatter something abstract
Örnekler
The scandalous revelation shattered the public's faith in the politician's integrity.
Skandal açıklama, halkın politikacının dürüstlüğüne olan inancını paramparça etti.
Leksikal Ağaç
shattered
shattering
shattering
shatter



























