Ara
scarcely
Örnekler
He was so tired he could scarcely keep his eyes open.
O kadar yorgundu ki gözlerini ancak açık tutabiliyordu.
02
ancak, hemen hemen hiç
almost immediately before something else happened
Örnekler
He had scarcely left the house when it began to rain.
Evden ancak ayrılmıştı ki yağmur yağmaya başladı.
03
ancak, güçlükle
very unlikely to happen or be true
Örnekler
He could scarcely have known the truth.
Gerçeği neredeyse hiç bilemezdi.
Leksikal Ağaç
scarcely
scarce



























