Ara
to reign
01
saltanat sürmek
to have control and authority over a place, like a country
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
reign
3. tekil kişi
reigns
şimdiki zaman ortacı
reigning
basit geçmiş zaman
reigned
geçmiş zaman ortacı
reigned
Örnekler
The tribal chief continued to reign over the community, ensuring harmony and cooperation.
Kabile şefi, topluluk üzerinde hüküm sürmeye devam etti, uyum ve işbirliğini sağladı.
02
hüküm sürmek, egemen olmak
to be predominant or prevalent
Intransitive
Örnekler
During the Golden Age of cinema, Hollywood stars like Marilyn Monroe and Humphrey Bogart reigned as iconic figures.
Sinemanın Altın Çağı'nda, Marilyn Monroe ve Humphrey Bogart gibi Hollywood yıldızları ikonik figürler olarak hüküm sürdüler.
Reign
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
reigns
Örnekler
The monarch 's reign ended with abdication.
Hükümdarın saltanatı tahttan çekilme ile sona erdi.
02
saltanat, hükümranlık
a time when a person, group, or thing holds influence, authority, or supremacy
Örnekler
The decade saw the reign of electric vehicles in the automotive market.
On yıl, otomotiv piyasasında elektrikli araçların saltanatını gördü.
03
saltanat, hükümdarlık
the legal, political, or formal authority held by a monarch
Örnekler
The constitution formalized the limits of royal reign.
Anayasa, kraliyet saltanatının sınırlarını resmileştirdi.



























