Ara
to redden
01
kızarmak
to become red, often in response to emotions like embarrassment, shame, or surprise
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
redden
3. tekil kişi
reddens
şimdiki zaman ortacı
reddening
basit geçmiş zaman
reddened
geçmiş zaman ortacı
reddened
Örnekler
His face reddened as he realized he had made a mistake.
Bir hata yaptığını fark ettiğinde yüzü kızardı.
02
kızarmak, kırmızıya dönmek
to change or turn red in color
Intransitive
Örnekler
The embers of the fire reddened, glowing brightly in the darkness.
Ateşin korları kızardı, karanlıkta parlak bir şekilde parlıyordu.
03
kızarmak, kırmızıya boyamak
to cause something to turn red
Transitive: to redden sth
Örnekler
The intense sunlight reddened the skin of those lounging by the pool.
Yoğun güneş ışığı, havuzun yanında oturanların cildini kızarttı.



























