proximate
prox
ˈprɑk
prak
i
se
mate
mət
met
British pronunciation
/pɹˈɒksɪmˌe‍ɪt/

"proximate"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

proximate
01

yakın, doğrudan

directly related or closely linked in cause or effect
example
Örnekler
The proximate trigger of the protest was a controversial government decision.
Protestonun doğrudan tetikleyicisi tartışmalı bir hükümet kararıydı.
02

yakın, hemen ardından gelen

very close in time, occurring just before or after another event
example
Örnekler
The decision followed the proximate announcement of policy changes.
Karar, politika değişikliklerinin yakın duyurusunun ardından geldi.
03

yakın, bitişik

located very near in space
example
Örnekler
The hospital is the proximate medical facility for people in this rural area.
Hastane, bu kırsal bölgedeki insanlar için yakın tıbbi tesistir.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store