portion
Pronunciation
/ˈpɔɹʃən/

"portion"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Portion
01

porsiyon

an amount of food served to one person
portion definition and meaning
Örnekler
He carefully measured the portion of rice to ensure it fit within his dietary plan.
Diyet planına uyduğundan emin olmak için pirincin porsiyonunu dikkatlice ölçtü.
02

kısım, pay

a part or segment considered in relation to a whole
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
portions
Örnekler
The report covers only a portion of the data.
Rapor, verilerin yalnızca bir kısmını kapsar.
03

kısım, parça

a part of a human-made object, less than the whole
Örnekler
The building 's roof collapsed, leaving a portion intact.
Binanın çatısı çöktü, bir kısmı sağlam kaldı.
04

pay, hisse

assets or contributions belonging to an individual or group
Örnekler
He inherited his portion of the family business.
Aile işinin kendi payını miras aldı.
05

çeyiz, drahor

money or property a woman brings to her husband at marriage
Örnekler
The portion was recorded in the legal documents.
Çeyiz yasal belgelerde kaydedildi.
06

kısmet, pay

one's overall circumstances or lot in life, including everything that happens to them
Örnekler
They worked hard to improve their portion.
Hayatlarını iyileştirmek için çok çalıştılar.
to portion
01

paylaştırmak, bölüştürmek

to divide and distribute something into shares or allotments
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
portion
3. tekil kişi
portions
şimdiki zaman ortacı
portioning
basit geçmiş zaman
portioned
geçmiş zaman ortacı
portioned
Örnekler
The cook portioned the stew into individual bowls.
Aşçı, güveci bireysel kaselere porsiyonladı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store