Ara
to knock back
01
çok hızlı içmek
to drink quickly or consume a beverage in a rapid or forceful manner
Örnekler
We were knocking cocktails back at the bar, enjoying the lively atmosphere and catching up with old friends.
Barda canlı atmosferin tadını çıkarırken ve eski arkadaşlarla hasret giderirken kokteylleri hızlıca içiyorduk.
02
birine önemli miktarda paraya mal olmak, birinin bütçesine önemli bir darbe indirmek
to cost someone a significant amount of money
Dialect
British
Örnekler
The holiday knocked back our savings account, but it was worth the memories we made.
Tatil, birikim hesabımıza darbe vurdu, ancak yarattığımız anılar buna değerdi.
03
engellemek, yavaşlatmak
to prevent someone from succeeding or making further advancements
Dialect
British
Örnekler
The loss of their key employee had knocked the company back, forcing them to restructure their operations.
Ana çalışanlarının kaybı şirketi geriletti, operasyonlarını yeniden yapılandırmak zorunda bıraktı.
04
sarsmak, şok etmek
to shock someone with unexpected information or events
Dialect
British
Örnekler
The police raid was knocking the suspected criminals back, disrupting their illegal activities.
Polis baskını, şüpheli suçluları şaşırttı, yasa dışı faaliyetlerini bozdu.



























