décontenancer
Pronunciation
/dekɔ̃tnɑ̃sˈe/

"décontenancer"kelimesinin Fransızca tanımı ve anlamı

décontenancer
01

şaşırtmak, tedirgin etmek

troubler ou surprendre quelqu'un au point de le rendre hésitant ou inquiet
décontenancer definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
décontenance
1. çoğul kişi
décontenançons
gelecek zamanda 1. kişi
décontenancerai
şimdiki zaman ortacı
décontenançant
geçmiş zaman ortacı
décontenancé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
décontenancions
Örnekler
Elle était décontenancée face à tant de critiques.
O kadar çok eleştiri karşısında şaşkına dönmüştü.
02

cesaretini kırmak, moralini bozmak

rendre quelqu'un découragé ou déçu
décontenancer definition and meaning
Örnekler
Elle se sent décontenancée après avoir perdu le concours.
Yarışmayı kaybettikten sonra kendini şaşkın hissediyor.
03

şaşırmak, tedirgin olmak

se sentir troublé, inquiet ou déstabilisé
décontenancer definition and meaning
Örnekler
Je me décontenance toujours avant de parler en public.
Halka açık konuşmadan önce her zaman şaşkına dönerim.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store