débrouiller
01
çözmek, düğümünü çözmek
démêler ou séparer des éléments entremêlés
Örnekler
Débrouiller les cheveux après la plage est un vrai défi.
Plajdan sonra saçları çözmek gerçek bir meydan okumadır.
02
açıklığa kavuşturmak, çözmek
clarifier une situation complexe ou confuse
Örnekler
Son explication a débrouillé le malentendu.
Onun açıklaması yanlış anlaşılmayı çözdü.
03
başının çaresine bakmak, idare etmek
réussir à gérer une situation difficile par ses propres moyens
Örnekler
Dans la vie, il faut savoir se débrouiller.
Hayatta, idare etmeyi bilmek gerekir.



























