déboucher
01
mantarını çıkarmak, açmak
ouvrir une bouteille en enlevant le bouchon
Örnekler
Elle a débouché la bouteille avec un tire-bouchon.
O, bir tirbuşonla şişeyi açtı.
02
açılmak, çıkmak
aboutir à un endroit
Örnekler
Le tunnel débouche du côté opposé de la montagne.
Tünel dağın karşı tarafına açılır.
03
tıkanıklığı açmak, tıkanıklığı gidermek
dégager un passage obstrué
Örnekler
Elle a réussi à déboucher la douche avec une ventouse.
O, bir pompa ile duşu tıkanıklığı açmayı başardı.



























