Ara
fuzzy
01
bulanık, belirsiz
lacking clear definition or sharpness, appearing indistinct or blurry
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
fuzziest
karşılaştırma derecesi
fuzzier
derecelendirilebilir
Örnekler
His memory of the event was fuzzy, with only vague recollections remaining.
Olayın hafızası bulanıktı, sadece belirsiz anılar kalmıştı.
Örnekler
The blanket was so fuzzy that it felt like cuddling a cloud.
Battaniye o kadar tüylüydü ki bir buluta sarılıyormuş gibi hissettiriyordu.
Örnekler
After staying up all night studying, her mind felt fuzzy, and she struggled to focus on the exam questions.
Bütün gece ders çalıştıktan sonra, zihni bulanık hissetti ve sınav sorularına odaklanmakta zorlandı.
04
sıcak, duygusal
having a quality that evokes warm, sentimental emotions
Örnekler
The movie left me with a fuzzy feeling, reminding me of my childhood.
Film bana bulanık bir his bıraktı, çocukluğumu hatırlattı.
Leksikal Ağaç
fuzziness
fuzzy
fuzz
Yakın Kelimeler



























