fuzzy
fu
ˈfə
fe
zzy
zi
zi
British pronunciation
/fˈʌzi/

"fuzzy"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

fuzzy
01

bulanık, belirsiz

lacking clear definition or sharpness, appearing indistinct or blurry
fuzzy definition and meaning
example
Örnekler
The boundary between the two colors was fuzzy, blending seamlessly into each other.
İki renk arasındaki sınır bulanıktı, birbirine sorunsuz bir şekilde karışıyordu.
02

tüylü

covered with fine short hair or fibers, often giving a soft texture
example
Örnekler
The newly hatched chicks were covered in downy feathers, giving them a fuzzy appearance.
Yeni yumurtadan çıkmış civcivler, tüyleriyle kaplıydı ve bu onlara tüylü bir görünüm veriyordu.
03

bulanık

confused and unable to think clearly
example
Örnekler
When she woke up with a fever, her thoughts felt fuzzy, and she could n't concentrate on anything for long.
Ateşle uyandığında, düşünceleri bulanık hissediyordu ve uzun süre hiçbir şeye konsantre olamıyordu.
04

sıcak, duygusal

having a quality that evokes warm, sentimental emotions
example
Örnekler
His story about friendship gave me fuzzy feelings that lingered all evening.
Arkadaşlık hakkındaki hikayesi bana bütün akşam boyunca süren sıcak duygular verdi.

Leksikal Ağaç

fuzziness
fuzzy
fuzz
App
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store