flounder
floun
ˈflaʊn
flaun
der
dɜr
dır
British pronunciation
/flˈa‍ʊndɐ/

"flounder"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to flounder
01

çırpınmak, bata çıka yürümek

to move clumsily or struggle while walking
Intransitive
to flounder definition and meaning
example
Örnekler
With a heavy backpack, the mountaineer had to flounder through the deep snow.
Ağır bir sırt çantasıyla, dağcı derin karda çırpınmak zorunda kaldı.
02

debelenmek, çabalamak

to experience confusion, indecision, or difficulty in finding a solution
Intransitive
example
Örnekler
The athlete, facing self-doubt, began to flounder mentally, affecting their performance on the field.
Kendinden şüphe eden sporcu, zihinsel olarak bocalamaya başladı ve bu da sahadaki performansını etkiledi.
03

sorunlar yaşamak

to face great difficulties and be about to fail
Intransitive
example
Örnekler
The team started to flounder when key members resigned, leaving critical roles unfilled.
Kilit üyeler istifa edip kritik rolleri doldurulmamış bırakınca ekip bocalamaya başladı.
Flounder
01

pisi balığı

a small marine food fish of the flatfish species that is found in deep oceanic waters
Wiki
flounder definition and meaning
02

pisi balığı, dil balığı

flesh of any of various American and European flatfish
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store