to flounder
floun
ˈflaʊn
flawn
der
founder

"flounder"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to flounder
01

çırpınmak, bata çıka yürümek

to move clumsily or struggle while walking 
Intransitive
to flounder definition and meaning
Örnekler
The hiker, exhausted from the steep climb, began to flounder on the uneven terrain. 

Sarp tırmanıştan bitap düşen yürüyüşçü, engebeli arazide bocalamaya başladı.

02

debelenmek, çabalamak

to experience confusion, indecision, or difficulty in finding a solution 
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
flounder
3. tekil kişi
flounders
şimdiki zaman ortacı
floundering
basit geçmiş zaman
floundered
geçmiş zaman ortacı
floundered
Örnekler
The student started to flounder, unable to concentrate and organize their thoughts. 

Öğrenci, konsantre olamadı ve düşüncelerini organize edemediği için bocalamaya başladı.

03

sorunlar yaşamak

to face great difficulties and be about to fail 
Intransitive
Örnekler
The small business began to flounder as it struggled to compete with larger companies. 

Küçük işletme, büyük şirketlerle rekabet etmek için mücadele ederken çırpınmaya başladı.

Flounder
01

pisi balığı

a small marine food fish of the flatfish species that is found in deep oceanic waters 
flounder definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
hayvan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
flounders
02

pisi balığı, dil balığı

flesh of any of various American and European flatfish 
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store