Ara
to fall apart
[phrase form: fall]
01
parçalara ayrılmak
to fall or break into pieces as a result of being in an extremely bad condition
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
apart
temel fiil
fall
şimdiki zaman
fall apart
3. tekil kişi
falls apart
şimdiki zaman ortacı
falling apart
basit geçmiş zaman
fell apart
geçmiş zaman ortacı
fallen apart
Örnekler
The neglected vintage car, left in the elements for decades, eventually began to fall apart, rusting and deteriorating.
Onlarca yıl boyunca doğa koşullarına terk edilen ihmal edilmiş vintage araba, sonunda parçalanmaya, paslanmaya ve bozulmaya başladı.
02
parçalanmak, dağılmak
to experience a mental breakdown
Intransitive
Örnekler
Despite appearing strong on the outside, he started to fall apart internally, grappling with hidden anxieties.
Dışarıdan güçlü görünmesine rağmen, içten içe parçalanmaya başladı, gizli kaygılarla boğuşuyordu.
03
dağılmak, parçalanmak
(of an organization or system, or agreement) to experience a breakdown or failure in its structure, operations, or cohesion
Intransitive
Örnekler
The company 's financial troubles caused the entire organization to fall apart, leading to layoffs and closures.
Şirketin mali sorunları, tüm organizasyonun dağılmasına neden oldu ve bu da işten çıkarmalara ve kapanmalara yol açtı.



























