easy
ea
ˈi:
i
sy
zi
zi
British pronunciation
/ˈiːzi/

"easy"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

easy
01

kolay

needing little skill or effort to do or understand
easy definition and meaning
example
Örnekler
Fixing the leaky faucet was easy; all it needed was a quick tightening of the bolt.
Sızan musluğu tamir etmek kolaydı; tek ihtiyacı olan cıvatanın hızlıca sıkılmasıydı.
02

kolay, rahat

relaxed or gentle in effort or movement
easy definition and meaning
example
Örnekler
They enjoyed an easy ride on the quiet country road.
Sessiz kır yolunda kolay bir sürüşün keyfini çıkardılar.
03

huzurlu

(of a person) not stressed, and free from worries
easy definition and meaning
example
Örnekler
Despite the pressure, she remained easy and relaxed, always finding a way to lighten the mood.
Baskıya rağmen, o rahat ve sakin kaldı, her zaman ruh halini hafifletmenin bir yolunu buldu.
04

kolay, hafif

not steep and easy to climb or walk on
example
Örnekler
The bike ride along the easy terrain was relaxing and enjoyable.
Kolay arazide bisiklet sürmek rahatlatıcı ve keyifliydi.
05

kolay, savunmasız

vulnerable to harm or criticism because of a lack of protection or defense
example
Örnekler
His lack of a solid argument made him an easy victim in the debate.
Sağlam bir argümanının olmaması, onu tartışmada kolay bir kurban haline getirdi.
06

varlıklı, rahat

financially well-off
example
Örnekler
His easy lifestyle allowed him to spend his days golfing and traveling without concern for expenses.
Onun rahat yaşam tarzı, günlerini golf oynayarak ve seyahat ederek harcamasına, masrafları düşünmeden izin verdi.
07

kolay, hafif

(of a person, particularly a woman) overly willing to engage in sexual activity with little effort or restraint
example
Örnekler
The idea of women being ' easy' has historically been used to control and limit women's freedom of expression and sexual autonomy.
Kadınların kolay olduğu fikri, tarihsel olarak kadınların ifade özgürlüğünü ve cinsel özerkliğini kontrol etmek ve sınırlamak için kullanılmıştır.
easy
example
Örnekler
She finished the assignment easy; it only took her about 20 minutes.
Ödevi kolayca bitirdi; sadece yaklaşık 20 dakikasını aldı.
02

yavaşça, ağır ağır

at a relaxed or slow pace
example
Örnekler
He moved easy through the crowded room, not rushing.
Kalabalık odada kolayca hareket etti, acele etmeden.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store