Ara
Bungle
01
beceriksizlik, gaf
a careless error, especially one that causes confusion or embarrassment
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
bungles
Örnekler
She tried to fix the plumbing herself, but it ended in a costly bungle.
O, tesisatı kendisi tamir etmeye çalıştı, ancak bu pahalı bir gaffe ile sonuçlandı.
to bungle
01
yüzüne gözüne bulaştırmak
to handle a task or activity clumsily, often causing damage or problem
Informal
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
bungle
3. tekil kişi
bungles
şimdiki zaman ortacı
bungling
basit geçmiş zaman
bungled
geçmiş zaman ortacı
bungled
Örnekler
The construction crew 's decision to cut corners caused them to bungle the entire project, leading to numerous structural issues.
İnşaat ekibinin kestirme yollar kullanma kararı, tüm projeyi berbat etmelerine ve birçok yapısal soruna yol açtı.
02
becermek, berbat etmek
(of tasks or activities) to be performed or handled poorly or clumsily
Örnekler
The team bungled in the second half, missing easy chances.
Takım ikinci yarıda beceriksizce oynadı, kolay fırsatları kaçırdı.



























