to blur
Pronunciation
/ˈbɫɝ/

"blur"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to blur
01

bulanıklaştırmak, netliğini azaltmak

to make something appear less clear or distinct
Transitive: to blur an image
to blur definition and meaning
Örnekler
The rain on the windowpane began to blur the view of the street.
Penceredeki yağmur, sokak manzarasını bulanıklaştırmaya başladı.
02

bulanıklaştırmak, netliğini bozmak

to cause imperfection or distortion in vision
Transitive: to blur one's vision
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
blur
3. tekil kişi
blurs
şimdiki zaman ortacı
blurring
basit geçmiş zaman
blurred
geçmiş zaman ortacı
blurred
Örnekler
The sun 's glare reflecting off the snow blurred the skier's vision.
Kardan yansıyan güneş ışığı, kayakçının görüşünü bulandırdı.
03

bulandırmak, puslu hale getirmek

to render unclear or obscure
Transitive: to blur one's senses or mind
Örnekler
His emotions were so intense that they blurred his ability to think logically.
Duyguları o kadar yoğundu ki mantıklı düşünme yeteneğini bulandırdı.
04

bulanıklaşmak, netliğini kaybetmek

to appear less clear or distinct
Intransitive
Örnekler
The rain pelted against the window, causing the view outside to blur into a watery haze.
Yağmur pencereye şiddetle vurdu, dışarıdaki manzaranın sulu bir pus içinde bulanıklaşmasına neden oldu.
05

bulanıklaştırmak, lekelemek

to obscure something by smudging or smearing
Transitive: to blur sth
Örnekler
She accidentally blurred the ink on the document, rendering it illegible and unrecognizable.
Yanlışlıkla belgedeki mürekkebi bulandırdı, bu da onu okunamaz ve tanınmaz hale getirdi.
Blur
01

bulanıklık, flu görüntü

a hazy or indistinct representation
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
blurs
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store