Ara
to suffice
01
yetmek
to be enough or adequate for a particular purpose or requirement
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
suffice
3. tekil kişi
suffices
şimdiki zaman ortacı
sufficing
basit geçmiş zaman
sufficed
geçmiş zaman ortacı
sufficed
Örnekler
A simple explanation will suffice to clarify the misunderstanding.
Yanlış anlaşılmayı açıklamak için basit bir açıklama yeterli olacaktır.
02
yeterli olmak, yetmek
to be sufficient to meet a person's standards, needs, or desires
Örnekler
Simple compliments won’t suffice him; he expects genuine praise.
Basit iltifatlar ona yetmez; samimi övgüler bekliyor.



























