Ara
to splurge
01
savurlamak, bol para harcamak
to spend a lot of money on something trivial that one does not really need
Intransitive: to splurge on something unnecessary
Örnekler
On special occasions, individuals often splurge on gifts or experiences.
Özel günlerde, bireyler genellikle hediyeler veya deneyimler üzerine savurganlık yapar.
02
gösteriş yapmak, hava atmak
to attract attention to oneself by showing off
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
splurge
3. tekil kişi
splurges
şimdiki zaman ortacı
splurging
basit geçmiş zaman
splurged
geçmiş zaman ortacı
splurged
Örnekler
He loves to splurge by wearing his designer suits to casual events.
Rahat etkinliklerde tasarımcı takımlarını giyerek gösteriş yapmayı sever.
03
savurganlık yapmak, lüks harcama yapmak
to use money extravagantly on something, often for indulgence or luxury
Transitive: to splurge money on something unnecessary
Örnekler
She splurged her savings on a designer handbag she had always wanted.
O, her zaman istediği bir tasarım çanta için birikimlerini saçıp savurdu.
Splurge
01
savurganlık, aşırı harcama
an act of excessive indulgence, often involving spending or consumption beyond usual limits
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
splurges
Örnekler
She made a splurge on luxury clothes during the sale.
O, indirim sırasında lüks kıyafetler üzerinde bir savurganlık yaptı.
02
gösteriş, savurganlık
a showy display of effort, wealth, or extravagance
Örnekler
The gala was a splurge of lights and decorations.
Gala, ışıklar ve süslemelerin gösterişli bir gösterisiydi.



























