sideline
side
ˈsaɪd
said
line
laɪn
lain
guideline

"sideline"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Sideline
01

yan faaliyet, ikincil aktivite

an auxiliary activity 
sideline definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
sidelines
02

ikincil ürün hattı, tamamlayıcı ürün hattı

a secondary or additional line of merchandise or products that complement a company's primary offerings 
Örnekler
The bookstore's sideline in stationery and gift items proved to be popular among customers. 

Kitapçının kırtasiye ve hediye eşyalarındaki yan ürünleri müşteriler arasında popüler oldu.

03

kenar çizgisi, saha kenarı

the boundary line that marks the edges of the playing field or court in sports 
Örnekler
The coach shouted instructions from the sideline. 

Koç, kenar çizgisinden talimatlar bağırdı.

04

kenar çizgisi, oyun dışı alan

the area just outside the playing field where non-players, substitutes, and spectators stay during a sports game 
Örnekler
The coach paced nervously along the sideline, shouting instructions to his team. 

Koç, kenar çizgisi boyunca gergin bir şekilde yürüyor ve takımına talimatlar bağırıyordu.

to sideline
01

kenara itmek, ikinci plana atmak

remove from the center of activity or attention; place into an inferior position 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
sideline
3. tekil kişi
sidelines
şimdiki zaman ortacı
sidelining
basit geçmiş zaman
sidelined
geçmiş zaman ortacı
sidelined
02

kenara çekmek, oyun dışı bırakmak

to prevent someone from participating in an activity, especially a sport, usually due to injury or other reasons 
Örnekler
The coach decided to sideline him after he sprained his ankle. 

Koç, bileğini burkduktan sonra onu kenara çekmeye karar verdi.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store