sideline
side
ˈsaɪd
sayd
line
ˌlaɪn
layn
/sˈa‍ɪdla‍ɪn/

"sideline"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Sideline
01

yan faaliyet, ikincil aktivite

an auxiliary activity
sideline definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
sidelines
02

ikincil ürün hattı, tamamlayıcı ürün hattı

a secondary or additional line of merchandise or products that complement a company's primary offerings
Örnekler
The tech company 's sideline in wearable devices expanded its customer base beyond smartphones and tablets.
Teknoloji şirketinin giyilebilir cihazlardaki yan ürünü, müşteri tabanını akıllı telefonlar ve tabletlerin ötesine genişletti.
03

kenar çizgisi, saha kenarı

the boundary line that marks the edges of the playing field or court in sports
Örnekler
Fans crowded along the sideline, hoping to get a glimpse of their favorite players.
Taraftarlar, favori oyuncularını görmek umuduyla kenar çizgisi boyunca toplandı.
04

kenar çizgisi, oyun dışı alan

the area just outside the playing field where non-players, substitutes, and spectators stay during a sports game
Örnekler
The substitutes warmed up near the sideline, ready to enter the game at any moment.
Yedek oyuncular, oyunun her anında oyuna girmeye hazır bir şekilde kenar çizgisi yakınında ısındı.
to sideline
01

kenara itmek, ikinci plana atmak

remove from the center of activity or attention; place into an inferior position
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
sideline
3. tekil kişi
sidelines
şimdiki zaman ortacı
sidelining
basit geçmiş zaman
sidelined
geçmiş zaman ortacı
sidelined
02

kenara çekmek, oyun dışı bırakmak

to prevent someone from participating in an activity, especially a sport, usually due to injury or other reasons
Örnekler
Persistent back pain sidelined her during the championship game.
Kalıcı sırt ağrısı onu şampiyona maçında kenara çekti.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store