Ara
to resonate
01
yankılanmak
to produce a deep and rich sound that lingers or echoes
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
resonate
3. tekil kişi
resonates
şimdiki zaman ortacı
resonating
basit geçmiş zaman
resonated
geçmiş zaman ortacı
resonated
Örnekler
The drumbeats resonated in perfect harmony with the rhythmic dance movements.
Davul vuruşları, ritmik dans hareketleriyle mükemmel bir uyum içinde yankılandı.
02
anlaşılmak
to be understood and have a strong impact or relevance
Intransitive: to resonate with sb
Örnekler
His story resonated deeply with those who faced similar challenges in life.
Onun hikayesi, hayatta benzer zorluklarla karşılaşanlarla derinden yankılandı.
Leksikal Ağaç
resonating
resonator
resonate
reson



























