rare
rare
rɛr
rer
British pronunciation
/reə/

"rare"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

rare
01

nadir

happening infrequently or uncommon in occurrence
rare definition and meaning
example
Örnekler
Her talent for playing the theremin, an unusual instrument, is rare and highly admired by musicians.
Theremin, alışılmadık bir enstrüman çalma yeteneği nadir ve müzisyenler tarafından büyük beğeni topluyor.
02

az pişmiş

(of meat) cooked for a short time in a way that the flesh is still red inside
rare definition and meaning
example
Örnekler
She enjoys her steak cooked rare, with a warm red center and a seared crust on the outside.
O, bifteğinin az pişmiş, sıcak kırmızı bir merkez ve dışarıda hafif kavrulmuş bir kabukla pişirilmesinden hoşlanır.
03

ender

found only in small numbers so considered interesting or valuable
example
Örnekler
The auction featured a rare painting by the artist, one of only a few still known to exist.
Müzayedede, sanatçının nadir bir tablosu sergilendi, hala var olduğu bilinen birkaç taneden biri.
04

seyrek, az oksijenli

(of air) containing little oxygen
example
Örnekler
The rare air in the mountains creates unique challenges for athletes during high-altitude training.
Dağlardaki seyrek hava, yüksek irtifa antrenmanları sırasında sporcular için benzersiz zorluklar yaratır.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store