Ara
Rage
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
çoğul biçim
rages
Örnekler
His rage was evident when he slammed the door.
Kapıyı çarptığında öfkesi belliydi.
02
tutku, saplantı
something intensely desired or craved
Örnekler
Success was the rage of his ambitions.
Başarı, hırslarının tutkusuydu.
03
çılgınlık, tutku
an interest pursued with exaggerated enthusiasm
Örnekler
That dance trend became the rage on social media.
O dans trendi sosyal medyada çılgınlık haline geldi.
04
öfke, hiddet
a violent or turbulent condition of natural forces
Örnekler
The rage of the storm shook the windows.
Fırtınanın öfkesi pencereleri salladı.
to rage
01
öfkeden kudurmak, hiddetlenmek
to act violently because one is extremely angry
Intransitive
Örnekler
He raged against the unfair treatment, shouting and breaking things in his frustration.
Haksız muameleye karşı öfkelendi, haykırıyor ve hayal kırıklığıyla eşyaları kırıyordu.
02
şiddetle devam etmek, hüküm sürmek
to keep happening with a lot of energy or strength
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
rage
3. tekil kişi
rages
şimdiki zaman ortacı
raging
basit geçmiş zaman
raged
geçmiş zaman ortacı
raged
Örnekler
The storm raged all night, causing widespread damage.
Fırtına bütün gece şiddetle esti, yaygın hasara neden oldu.



























