Ara
lonely
01
yalnız
feeling unhappy due to being alone or lacking companionship
Örnekler
The lonely boy sat quietly in the corner of the playground.
Yalnız çocuk sessizce oyun alanının köşesinde oturdu.
02
yalnız, tek başına
alone and without companionship
Örnekler
She remembered the lonely evenings she spent studying abroad.
Yurtdışında eğitim görürken geçirdiği yalnız akşamları hatırladı.
Örnekler
The tiny village, set on a lonely island, was accessible only by a small boat that rarely came.
Issız bir adada bulunan küçük köy, nadiren gelen küçük bir tekneyle ulaşılabilirdi.
Leksikal Ağaç
loneliness
lonely
lone



























