Ara
to live out
[phrase form: live]
01
dışarıda yaşamak, dışarıda ikamet etmek
to live in a location separate from one's primary place of activity
Örnekler
The students lived out in a homestay arrangement, immersing themselves in the local culture.
Öğrenciler, bir aile yanında kalma düzeninde dışarıda yaşadılar, kendilerini yerel kültüre adadılar.
02
hayatının sonuna kadar yaşamak, ömrünün geri kalanını geçirmek
to continue living in a certain way until the end of one's life
Örnekler
The retired couple lived their days out traveling the world, exploring new cultures and experiences.
Emekli çift, dünyayı dolaşarak, yeni kültürler ve deneyimler keşfederek günlerini geçirdi.
03
gerçekleştirmek, yaşamak
to make one's dreams and aspirations a reality
Örnekler
The world traveler lived out their lifelong passion for exploration by embarking on a solo backpacking trip around the globe.
Dünya gezgini, dünyanın dört bir yanında yalnız başına sırt çantalı bir seyahate çıkarak hayat boyu süren keşif tutkusunu gerçekleştirdi.



























