Ara
to lean on
[phrase form: lean]
01
güvenmek, dayanmak
to rely on someone or something for assistance, guidance, etc.
Transitive: to lean on sb
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
on
temel fiil
lean
şimdiki zaman
lean on
3. tekil kişi
leans on
şimdiki zaman ortacı
leaning on
basit geçmiş zaman
leaned on
geçmiş zaman ortacı
leaned on
Örnekler
The newly promoted manager has leaned on their experienced colleagues for advice.
Yeni terfi eden yönetici, tavsiye almak için deneyimli meslektaşlarına dayanmıştır.
02
baskı yapmak, üzerinde baskı kurmak
to use threats or pressure to control someone's actions or decisions
Transitive: to lean on sb
Ditransitive: to lean on sb to do sth
Örnekler
The negotiator leaned on the opposing party to accept the deal.
Müzakereci, anlaşmayı kabul etmeleri için karşı tarafa baskı yaptı.
03
yaslanmak
to rely on something, such as a wall, for physical support or stability
Transitive: to lean on a support structure
Örnekler
The drunk man will need to lean on someone as he tries to walk home.
Sarhoş adam eve yürümeye çalışırken birine yaslanmak zorunda kalacak.



























