upupidaeutility bill
/ 13
upupidaeutility bill
upupidae[n]

ibibikler,upupidae

upvote[v][n]

oy verip desteğini göstermek • destek verme

upward[adv][adj]

yukarıya doğru • yukarı doğru,yükselen

upwardly[adv]

yukarı doğru,yükselerek

upwards[adv]

yukarıya doğru

upwind[adv][adj]

rüzgara karşı,rüzgar yönünde • rüzgara karşı,rüzgara doğru

uralic languages[n]

Ural dilleri

uranian blue[adj]

Uranüs mavisi

uranium[n]

uranyum

uranology[n]

uranoloji,astronomi

uranus[n]

Uranüs

urban[adj]

şehirsel

urban area[n]

kentsel alan

urban center[n]

kents merkezi,metropol

urban fantasy[n]

kentsel fantezi

urban fiction[n]

kentsel kurgu

urban legend[n]

şehir efsanesi

urban planner[n]

şehir plancısı

urban planning[n]

kentsel planlama,şehir planlaması

urbane[adj]

görgülü

urbanism[n]

kentleşme,şehircilik

urbanite[n]

şehirli,kentli

urbanity[n]

nezaket

urbanization[n]

kentleşme

urbanized[adj]

kentlileşmiş

urchin[n]

serseri,haylaz

urdu[n]

Urduca

ureter[n]

üreter

ureteroscopy[n]

üreteroskopi

urethra[n]

üretra

urethritis[n]

üretrit

urge[v][n]

itmek,teşvik etmek • dürtü

urge on[v]

harekete geçirmek

urgency[n]

aciliyet

urgent[adj]

kaçınılmaz

urgently[adv]

acil olarak

uria[n]

alk,uria

urial[n]

urial

urinal[n]

pisuvar

urinalysis[n]

idrar analizi

urinary[adj]

idrar

urinary bladder[n]

idrar kesesi,mesane

urinary calculus[n]

böbrek taşı,renal kalkül

urinate[v]

işemek,çiş yapmak

urine[n]

idrar

urine microalbumin test[n]

idrar mikroalbümin testi,idrarda mikroalbümin testi

url[n]

birörnek kaynak konumlayıcı

urn[n]

vazo

urologist[n]

üroloji uzmanı

urology[n]

üroloji

ursine dasyure[n]

ayı dasyure,çoğunlukla siyah kürklü ve uzun kuyruklu küçük vahşi etçil keseli

uruguay[n]

Uruguay,Uruguay Doğu Cumhuriyeti

uruguayan[n][adj]

Uruguaylı,Uruguaylı • Uruguaylı,Uruguay'a ait

us[pron]

bizi/bize

us open[n]

US Open,US Open şampiyonası

usable[adj]

kullanılabilir,işe yarar

usage[n]

kullanma

usb[n]

USB

usbeg[n]

Özbekçe,Özbek dili

usbek[n]

Özbekçe,Özbek dili

use[v][n]

kullanmak • kullanım

use a sledgehammer to crack a nut[phrase]

sinek için top kullanmak

use head[phrase]

kafasını çalıştırmak

use loaf[phrase]

sağduyulu hareket etmek

use up[v]

dibini bulmak

used[adj]

kullanılmış

used book[n]

ikinci el kitap

used to[v]

-iyordu

useful[adj]

yararlı

useful as a chocolate teapot[phrase]

tamamen işe yaramaz

usefully[adv]

faydalı bir şekilde,yararlı olarak

usefulness[n]

fayda,yararlılık

useless[adj]

işe yaramaz

user[n]

kullanıcı

user group[n]

kullanıcı grup

user guide[n]

kullanım kılavuzu

user interface[n]

kullanıcı arayüzü,insan-makine arayüzü

user manual[n]

kullanıcı kılavuzu,kullanım kılavuzu

user-friendly[adj]

kullanıcı dostu

username[n]

kullanıcı adı

usher[n][v]

yer gösterici (sinemada) • yerine götürmek,rehberlik etmek

usher in[v][adv]

müjdelemek,başlangıcını işaret etmek • neşesizce, sevinçsiz

usherette[n]

sinemada yer gösterici bayan

using up[n]

tüketme, bitirme

usual[adj][n]

her zamanki • her zamanki,olağan

usual stuff[phrase]

alışılmış

usually[adv]

genellikle

usurious[adj]

tefeci

usurp[v]

gasp etmek

usury[n]

tefecilik

utensil[n]

mutfak takımı

uterine[adj]

dölyatağına ait

uterine prolapse[n]

uterus prolapsusu

uterus[n]

rahim

utile[adj]

faydalı

utilitarian[adj][n]

faydacı • faydacı

utilitarianism[n]

menfaatçılık

utility[n][adj]

kamu hizmeti • faydalı,düşük kaliteli

utility belt[phrase]
utility bill[n]
LanGeek
Uygulamayı İndir