make nicemalefail
/ 32
make nicemalefail
make nice[phrase]
make no bones about[phrase]

lafı dolandırmamak

make nothing of[phrase]
make of[phrase]
make off[v]

kaçmak

make one's flesh creep[phrase]
make one's skin crawl[phrase]
make or break[phrase]

başarıyı ya da başarısızlığı belirlemek

make or mar[phrase]

belirleyici faktör olmak

make out[v]

sevişmek

make out of[phrase]
make over[v]

yenilemek,baştan yaratmak

make peace[phrase]

barışmak

make place[phrase]
make progress[phrase]
make quick work of[phrase]

çabucak halletmek

make redundant[phrase]
make room[phrase]
make sad[phrase]
make scarce[phrase]
make sense[phrase]

mantıklı olmak

make sheep's eyes at[phrase]

aşkla bakmak

make sick[phrase]
make skin crawl[phrase]

tüylerini diken diken etmek

make something of[phrase]

kendi çabalarıyla başarıya ulaşmak

make strides[phrase]
make sure[phrase]

emin olmak

make teeth itch[phrase]
make the bed[phrase]
make the best of[phrase]
make the best of a bad bargain[phrase]

eldekiyle en iyisini yapmak

make the cut[phrase]

kabul edilmek

make the first move[phrase]

ilk adımı atmak

make the grade[phrase]

istenen seviyeye ulaşmak

make the most of[phrase]

bir şeyden en iyi şekilde yararlanmak

make the world go around[phrase]

hayatın çarkını döndürmek

make time[phrase]
make toward[v]

yönelmek,ilerlemek

make tracks[phrase]
make trouble[phrase]
make understood[phrase]

derdini anlatmak

make unnecessary[phrase]
make up[v]

uyduruvermek

make up for[v]

telafi etmek,yerine geçmek

make up for lost time[phrase]

kaybedilen zamanı telafi etmek

make up mind[phrase]

kararını vermek

make up to[phrase]
make use of[phrase]
make useful[phrase]

bir işe yaramak

make voice heard[phrase]

sesini duyurmak

make war[phrase]
make waves[phrase]
make way[phrase]
make wind[phrase]
make work[phrase]
make worth while[phrase]

buna değmesini sağlamak

make-believe[n][adj]

hayal ürünü,rol yapma • hayali,kurgusal

make-or-break[adj]

ya batıracak ya çıkaracak,dönüm noktası

makeover[n]

görünümünü tamamen değiştirme

maker[n]

üretici,yapımcı

makerspace[n]
makeshift[adj][n]

geçici,elden düşme • geçici çözüm

makeup[n]

makyaj malzemesi

makeup artist[n]

makyöz

makeup brush[n]

makyaj fırçası

makeup mixing plate[n]

karıştırma paleti

makeup remover[n]

makyaj temizleyicisi

makeup spatula[n]

makyaj spatulası

makeup sponge[n]

makyaj süngeri,makyaj blenderı

maki[n]

maki,maki rulosu

making[n]

yapım

making of[phrase]

birinin başarısına neden olmak

makruk[n]

makruk

mal de mer[n]

deniz tutması

malabsorption[n]

malabsorbsiyon sendromu

malachite[n][adj]

malakit,bakır cevheri olarak ve süs eşyaları yapmak için kullanılan yeşil veya mavi bir mineral • malahit yeşili

maladjusted[adj]

uyumsuz

maladministration[n]

kötü yönetim,yanlış idare

maladroit[adj]

beceriksiz

maladroitly[adv]

beceriksizce

malady[n]

hastalık

malagasy[n]

Malgaşça,Madagaskar dili

malaise[n]

rahatsızlık

malapropism[n]

bozuk kullanım

malar[n]

elmacık kemiği kemeri,malar

malar bone[n]

elmacık kemiği,yanak kemiği

malaria[n]

sıtma

malaria mosquito[n]

sıtma paraziti taşıyan sivrisinek

malarial[adj]

malaryal

malay[n][adj]

Malayca • Malay,Malezya

malayalam[n]

Malayalamca

malaysia[n]

Malezya,Malezya Federasyonu

malcontent[n][adj]

hoşnutsuz,memnuniyetsiz • hoşnutsuz

mald[v]

abartılı sinirlenmek,çılgına dönmek

male[adj][n]

erkek • erkek,dişi

male pattern baldness[n]

erkek tipi saç dökülmesi

male pipe[n]

erkek boru

malediction[n]

lanet

malefactor[n]

cani

malefail[v]

erkeksi başarısız olmak,maskülenlikte hata yapmak

LanGeek
Uygulamayı İndir