maine-anjoumake a proposal
/ 32
maine-anjoumake a proposal
maine-anjou[n]

maine anjou

mainframe[n]

mainframe,ana bilgisayar

mainland[n]

ana toprak

mainland china[n]

Çin anakarası,Halk Çini

mainly[adv]

büyük oranda

mains power[n]

ana şalter

mainsail[n]
mainstream[n][adj][v]

ana akım • anaakım,yaygın • yaygınlaştırmak,ana akıma entegre etmek

mainstream media[n]

ana akım medya

maintain[v]

tutmak

maintenance[n]

bakım

maintenance man[n]

bakım işçisi,teknisyen

maithili[n]

Maithili,Maithili dili

maitre d'hotel[n]

şef garson

maize[adj][n]

sarı • mısır

majestic[adj]

görkemli,heybetli

majestically[adv]

görkemli bir şekilde,heybetle

majesty[n]

majesteleri

major[adj][n][v]

esas • binbaşı • bir uzmanlık alanında eğitim görmek

major championships[n]

Büyük Şampiyonalar,Grand Slam Turnuvaları

major general[n]

tümgeneral,general

major histocompatibility complex[n]

majör histokompatibilite kompleksi

major in[v]

ana dal olarak seçmek,bir ana dalda uzmanlaşmak

major league[n]

birinci lig

major power[n]

büyük güç,büyük devlet

major suit[n]

maça veya kupadan meydana gelen, yüksek puan değeri bulunan deste (briçte)

majorelle blue[adj]

Majorelle mavisi

majoritarian[adj]

çoğunlukçu,çoğunluğa dayalı

majority[n]

çoğunluk

majority party[n]

çoğunluk partisi,Avam Kamarası'nda çoğunluğu olan parti

majority rule[n]

çoğunluk kararı

majority verdict[n]

çoğunluk kararı

majority whip[n]

çoğunluk partisi grup başkanvekili,çoğunluk partisi disiplin sorumlusu

majorly[adv]

büyük ölçüde,son derece

make[v][n]

yapmak,üretmek • karıştırma,dağıtma

make a beeline for[phrase]

doğruca yönelmek

make a bid[phrase]
make a big deal out of[phrase]
make a big thing of[phrase]

pireyi deve yapmak

make a booking[phrase]
make a break for[phrase]
make a calculation[phrase]
make a call[phrase]

çağrı yapmak

make a change[phrase]
make a charge[phrase]
make a choice[phrase]
make a clean breast of[phrase]

her şeyi itiraf etmek

make a comeback[phrase]

geri dönüş yapmak

make a comment[phrase]
make a complaint[phrase]

şikayette bulunmak

make a confession[phrase]
make a contract[phrase]
make a contribution[phrase]
make a crack[phrase]

laf sokmak

make a deal[phrase]
make a decision[phrase]

karar vermek

make a demand[phrase]
make a dent in[phrase]

bir şeyi biraz azaltmak

make a difference[phrase]

fark yaratmak

make a discovery[phrase]
make a face[phrase]

surat yapmak

make a fire[phrase]
make a fool of[phrase]

aptalca bir şey yapmak

make a fortune[phrase]

servet edinmek

make a fuss[phrase]

yaygara koparmak

make a fuss of[phrase]

birini gereğinden fazla büyütmek

make a fuss over[phrase]

üstüne fazla titremek

make a gesture[phrase]
make a go of[phrase]

bir işi yürütmek

make a habit of[phrase]
make a joke[phrase]
make a journey[phrase]
make a killing[phrase]

vurgun yapmak

make a living[phrase]

hayatını kazanmak

make a loss[phrase]
make a man of[phrase]

birini olgunlaştırıp sertleştirmek

make a meal of[phrase]
make a mess[phrase]
make a messy[phrase]
make a mint[phrase]

servet kazanmak

make a mistake[phrase]
make a monkey of[phrase]

birini rezil etmek

make a mountain out of molehill[phrase]

pireyi deve yapmak

make a move[phrase]

hamlesini yapmak

make a move on[phrase]

yürümek

make a name for[phrase]

kendine isim yapmak

make a noise[phrase]

gürültü yapmak

make a note[phrase]
make a pass at[phrase]
make a payment[phrase]
make a pig of[phrase]

tıka basa yemek

make a pig's ear of[phrase]

işi berbat etmek

make a pit stop[phrase]
make a plan[phrase]
make a point[phrase]
make a point of[phrase]

bilerek özen göstermek

make a prediction[phrase]
make a profit[phrase]
make a promise[phrase]
make a proposal[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir